İfade Özgürlüğü Platformu

Onüç dil. On prensip. Bir sohbet.

Giriş | Kayıt Ol | Elektronik posta listesi

Loading...
1Biz –bütün insanlar – kendimizi özgürce ifade edebilmeli; sınır gözetmeksizin bilgi ve fikir alışverişinde bulunabilmeliyiz.»
2İnterneti ve diğer tüm iletişim yöntemlerini hem devletin hem de özel güçlerin asılsız engellemelerine karşı savunuyoruz.»
3Karar alırken yeterli bilgiye sahip olabilmemiz ve siyasi hayata tam anlamıyla katılabilmemiz için açık ve çoğunlukçu bir medya talep ediyoruz ve bu medyayı yaratıyoruz.»
4Bütün farklılıklarımızı açıkça ve nezaket çerçevesi içerisinde konuşuyoruz.»
5Bilginin tartışılmasında ve yaygınlaştırılmasında hiçbir tabuyu kabul etmiyoruz.»
6Şiddet içeren herhangi bir tehditte bulunmadığımız gibi şiddet yanlısı hiçbir sindirme politikasını da kabul etmiyoruz.»
7Her ne kadar inanç sahibi olanlara saygımız olsa da bu inançlarının içeriğine saygı duyacağımız anlamına gelmiyor.»
8Hepimizin özel hayata hakkı var, fakat kamu yararı söz konusu olduğunda özel hayatımızın da incelenmesi gerektiğini kabul etmeliyiz.»
9Meşru bir tartışmaya engel olmadan, itibarımızı zedeleyebilecek söylentilere karşı çıkabilmeliyiz.»
10Milli güvenlik, kamu düzeni ve ahlaki değerler gibi sebeplerden ötürü ifade özgürlüğünü sınırlandirebilecek tüm engellere itiraz edebilmeliyiz.»

Ne eksik kaldı?

Değinmediğimiz çok önemli bir konu kaldı mı? Belki bir 11. Prensip? Aydınlatıcı bir örnek olay? Burada diğer katılımcıların yaptığı önerileri okuyup kendi önerilerinizi ekleyebilirsiniz.

Başlangıç | Audio/Video | ACTA & internet: ifade özgürlüğü ve özel hayatın korunması

ACTA & internet: ifade özgürlüğü ve özel hayatın korunması

Bir akademisyen, STK çalışanı, Avrupa Parlementosu üyesi ve aktivist Sahtecileğe Karşı Ticaret Anlaşması hakkında kafa kafaya veriyor.

19. Madde için çalışan bir hukuk görevlisi olan Gabrielle Guillemin, Sahteciliğe Karşı Ticaret Anlaşması (Anti-Counterfeiting Trade Agreement –ACTA) hakkındaki tartışmamızı çalıştığı STK’nın temel üç endişesini özetleyerek başlıyor (12 dk, 33 sn). İlk olarak, yasa tasarısı ifade özgürlüğünü ve temel hakları iyi koruyamıyor. İkincisi, tasarıda suç unsuru oluşturan düzenlemeler hakkında bir açıklık yok. Üçüncü olarak ACTA, internet servis sağlayıcılarına müşterileri hakkında bilgilerin hak sahiplerine verilmesi için  baskı uyguluyor. Son olarak Guillemin, ACTA’nın ‘‘fikri mülkiyet hakları ile temel haklar arasında bir doğru bir denge sağlamadığını’’ söylüyor. Guillemin’in ardına, Londra Ekonomi Üniversitesi’nde hukuk profesörü olan Andrew Murray şeytanın avukatlığını yapıyor (19 dk, 50 sn). Murray, ‘‘paylaşmak dediğimizde kopyalamaktan bahsediyoruz. Kopyalamakla da kastettiğimiz üreten kişiye ödemeden bu ürünü kullanmak. Bunu hırsızlık diyebilirsiniz, belki de demezsiniz’’ diyor. Ayrıca ACTA özgürlüğe ve internetin geleceğine verebileceği olası zararlardan dolayı değil, ‘‘esasında çok  kötü tasarlanmış bir yasa olduğu için’’ reddedilmelidir diye ekliyor.

Bir sonraki konuşmacı Avrupa Parlementosu’na Korsan Partisi’nden üye seçilen İsveçli üye Amelia Andersdotter (30 dk, 36sn). Andersdotter, 2012’nin ilk zamanlarında yapılan çeşitli ACTA karşıtı protestoların Avrupa Parlementosu’nda oluşturuduğu siyasi baskıdan bahsediyor. Ancak her ne kadar partiler ACTA’yı reddetmiş olsa da, diğerlerinin bu yasanın tekrar tartışmaya açılması için zorlayacağını söylüyor. Son konuşmacı ise vatandaşların dijital haklarını savunan Fransız aktivist grubu La Quadrature du Net’in ortak kurucularından Phillippe Aigrain (45 dk). Aigrain, her ne kadar ACTA’nın birçok düzenlemesi başka yasaların bazı bölümlerinde yer alsa da, bu yasa tasarısının dosya paylaşımını engellemek için internet servis sağlayıcıları ve hak sahipleri arasındaki işbirliğini güçlendireceğini savunuyor. Aigrain göre gerçek soru şudur: ‘‘Avrupa’nın neticede kopyalanacakları için insanları yaratmaya teşvik eden bir yer mi, yoksa kopyalamaya karşı korundukları için insanların yaratmak zorunda olmadıkları bir yer mi olmasını istersiniz?’’

Yazdır
Yayımlanma tarihi: Mayıs 15, 2012 | 1 Yorum

Yorumlar (1)

Buradaki otomatik çevirileri Google Translate (Google Çeviri) yapmaktadır. Bu çeviriler size katılımcının söyledikleri hakkında genel bir fikir verecektir. Fakat bu çevirilerin doğruluğuna güvenilemez. Lütfen çevirileri bu notu aklınızda tutarak okuyunuz.

  1. mlusk diyor ki:

    Honestly – I didn’t watch the footage, simply no time for that now. However I’d like to present my point of view as Polish (some say Poland was the first place where society publicly fought against ACTA).
    There are few aspects of the polish reaction on ACTA bill.
    1. For over 150 years Poland was the area of political restrictions which resulted in local tradition of neglecting the authorities (this tradition was specially developed in early 80′s by various anticommunist movements that acted copying the methods of information war developed yet in WW2)
    2. Although the political situation of Poland (both the inner and the international) completely changed in 1989 – the remains of former political system and its oppression still are easy to be found in outlook of many people.
    3. After USSR block fall, the media in Poland intensively grew as free of censorship, but the their main goal changed from stricly political to recreative, and recipients became costumers.
    4. Due to the media function change (especially TV and radio) and few rather poor legislation processes and sudden development in telecommunication technology as well as growing of new generation (which as raised in new reality couldn’t find easy cultural connection with parents) the Internet became the only alternative platform of communication.
    5. Because of growing alienation between the new generations and rest of society, and lack of perspectives for future and appreciation in community on the one hand and freedom of communication, information and accessibility to a cultural content that wasn’t even available in any other way, the Internet became the only place of social activity also as a market (problem of piracy).
    6. When the ACTA came out to public discussion, there were two arguments in local debate that resulted in protest explosion: 1st that ACTA might harm the Internet as we knew it;
    2nd that the government tried to hide the whole legislation process.
    The 3rd argument for the protest was just a gov’s terrible mistake and future political costs of it might very high: the government tried to ignore the protest the same way it was ignoring the problems of the generation over the past years.
    At this very momment it was the first time that things changed.

İstediğin dilde bir yorum yaz


Özgür İfade Platformu Oxford Üniversitesi, St. Antony's Koleji'ndeki Dahrendorf Programı'nın Özgürlük Çalışmaları için yürüttüğü bir araştırma projesidir. www.freespeechdebate.ox.ac.uk